Prof. Dr. Kayhan ÖZTÜRK Yazıları

Prof. Dr. Kayhan ÖZTÜRK

Sadece çınlama mı?
26 Ocak 2019

Prof. Dr. Kayhan ÖZTÜRK

PAYLAŞ
Yorum yaz
A

Kulak çınlaması ya da tinnitus ses uyaranı olmaksızın ses algılanması olarak tanımlanır. Tinnitus nüfusun yaklaşık olarak %10’unu etkileyen ve pek çok nedene bağlı olabilen bir semptomdur. Yaşlılarda bu oran daha da artmaktadır. Kulak veya kafa içinde duyulabilir. Tek veya çift taraflı, geçici ya da sürekli olabilir. En çok orta kulak yada iç kulak hastalıklarına bağlı işitme kayıpları  çınlamaya neden olmaktadır. Çalışma ortamındaki devamlı yüksek ses, yüksek sesle uzun süreli müzik dinleme, silah atma gibi ani yüksek sesler en sık çınlama nedenleridir. Çocukluk  yada  gençlik dönemindeki bu hasarlar orta yaşta veya sonrasında şikayet oluşturabilmektedir. İşitme kayıpları dışında, tansiyon yüksekliği, kolesterol yüksekliği, vitamin yada bazı elementlerin eksikliği, ilaç yan etkileri gibi bir çok nedene bağlı olarak oluşabileceği gibi iç kulak tümörleri, orta kulaktaki kasların  istemsiz kasılmaları, damar tümörleri, çene eklem hastalıklarına bağlı  da ortaya çıkabilir.

Kulak kemiği içinde  orta kulak duvarına yerleşen damar tümörleri ‘Glomus Tympanicum’ , kulak kemiğinin alt kısmına yerleşen ‘Glomus Jugulare’ çınlamaya neden olan 2 önemli tümördür. Neden oldukları çınlama nabızla senkron karakterdedir. yani hasta kalp atışını kendi kulağında duyar. Kulakta dolgunluk, işitme kaybı semptomlara eşlik edebilir. Tümör büyüdüğünde yüz felci, kulak ağrısı, yutma güçlüğü, ses kısıklığı, baş ağrısı, burun tıkanıklığı, tümöral kitleye bağlı kulaktan kan gelmesi gibi şikayetlere neden olabilir. Nabızla senkron kulak çınlaması şikayeti olan hastaların bu tümörlerin varlığının araştırılması için bir KBB uzmanına başvurmaları gerekmektedir. Yapılan muayenede kulak zarı arkasında kırmızı - mavi  damarsal kitle görülmesi halinde iç kulağa yönelik çekilen tomografi ve MR ile tanı konulabilir.

Radyolojik ve anjiolagrafik olarak değerlendirilen tümör kafa içerisine yayılım yapmamış, çevre dokularda hasar oluşturmamış ve damarsal yapılarla ilişkili değil ise tedavi sekli cerrahi yaklaşımdır. Cerrahi girişim öncesinde tümörün beslenmesini azaltmak amacıyla damarlara embolizasyon yapılabilir. Yavaş büyüyen  bu  tümörler tedavisiz kaldıklarında yıllar içinde büyüyerek çevrelerindeki  hayati önemdeki yapılara zarar verecek boyuta ulaşabilir ve ameliyatla tam olarak çıkartılması zorlaşır. Bu nedenle tanı konduğunda operasyona engel bir durum yoksa cerrahi tedavi kesin çözüm olmaktadır. Ancak tümörün yerleşim yeri, hayati damar ve sinirlere yakınlığı dolayısıyla bu cerrahi özel bir dikkat ve deneyim gerektirir. 

Kulak çınlaması olan bir hasta ne kadar erken hekime başvurursa o kadar çok başarı elde edilmektedir. Günümüzde yapılan çalışmalar özellikle ilk 6 aydaki tedavilerin başarı oranının daha yüksek olduğunu göstermektedir. Kulak çınlaması olan hastanın ayrıntılı kulak muayenesinin, işitme testinin yapılması, gerekirse radyolojik ve laboratuvar incelemerin yapılması ve bu sonuçlara göre uygun tedavi yöntemi uygulanması gerekir. Çınlamadan korunmak için okuyucularımıza en önemli önerim gürültüden uzak kalmaları,  yüksek ses ile müzik dinlememeleri, gürültülü ortamda kalacaklarında bir kulak tıkacı ile kendilerini korumalarını, tansiyon yüksekliğine ve kan şekerine dikkat etmelerini öneririm. 

Yorumlar (0)