GÜNCEL Haberleri
Ağız ve diş sağlığı sanıldığından daha kıymetli…

Türkiye’de bilimsel diş hekimliği eğitiminin 22 Kasım 1908’de başlaması nedeniyle ülkemizde her yıl 22 Kasım günü Diş Hekimleri Günü, 22 Kasımı içine alan hafta Ağız ve Diş Sağlığı haftası olarak kutlanmaktadır. Biz de bu sebeple Konya’da mesleğini icra eden diş hekimlerinden Onur Küçükkağnıcı’yı ziyaret ettik ve bir röportaj gerçekleştirdik

Ağız ve diş sağlığı sanıldığından daha kıymetli…
PAYLAŞ
A
Haberi Oku

Öncelikle okuyucularımız için kendinizi tanıtabilir misiniz?

Ben diş hekimi Onur Küçükkağnıcı. 1985 yılında doğdum. İlkokul, ortaokul ve liseyi Konya’da okuduktan sonra 2003 yılında girdiğim Öğrenci Seçme Sınavı ile İstanbul Üniversitesi (çapa) diş hekimliği fakültesini kazandım. Diş hekimliği fakültesindeki eğitimimi tamamladıktan sonra vatani görevimi yapmak için Tekirdağ ili Hayrabolu ilçesinde diş tabip asteğmen olarak göreve başladım. Askerliğim bittikten sonra 2017 yılına kadar İstanbul’da görevimi icra etmeye devam ettim. 2017 yılında eşim ile birlikte Konya’ya taşınma kararı aldık. 1 senedir de Konya’da hizmet vermeye devam ediyorum. Eşim Yeşim Küçükkağnıcı ile 2013 yılından beri mutlu bir evliliğimiz var. 2014 yılında oğlumuz Toprak dünyaya geldi 2018 yılında da kızımız Yağmur aramıza katıldı. Eşim pediatri (çocuk) doktorudur ve şuanda Necmettin Erbakan Üniversitesi tıp fakültesinde çocuk endokrinoloji bölümünde yandal uzmanlığı yapmaktadır. Boş zamanlarımda elektro gitar, bas gitar, saz ve bateri çalmayı seviyorum. Kış sporlarına ilgi duyuyorum, fırsat buldukça kayak yapmaya çalışıyorum.

Konya’ya taşınma kararını nasıl aldınız?

Evlenip çocuk sahibi olduktan sonra farkettiğimizbir şey oldu. Çocuğumuza yeteri kadar vakit ayıramıyorduk. İstanbul’da yoğun bir tempoda çalıştığımız için oğlumuz ile daha fazla vakit geçirmek istesek bile vakit bulamıyorduk. Artık radikal bir karar almamız gerekiyordu ve huzurlu bir şehire Konya’ya taşınma kararı aldık. Çok ani bir karar oldu, bir anda hazırlıklarımızı yapıp doğup büyüdüğüm şehre döndük. Şu an ne kadar doğru bir karar verdiğimizi düşünüyoruz. Artık trafikte saatlerimizi kaybetmiyoruz, içinde sakinliği ve huzuru barındıran bir şehirde yaşamanın nimetlerinden faydalanıyoruz ve ailecek daha fazla vakit geçiriyoruz. Kızımız Yağmur’un da aramıza katılmasıyla mutluluğumuz kat kat arttı diyebilirim.

Meslek hayatınızda en çok hangi ağız ve diş sağlığı problemleri ile karşılaşıyorsunuz?

Türkiye’de ağız ve diş bakımı ile ilgili kronikleşmişbir sorun söz konusu. Maalesef diş fırçalama alışkanlığımız, kişisel ağız bakım düzenimiz toplum olarak biraz zayıf. Yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’de 2 evden birinde diş fırçası bulunmuyor. Yılda en az 4 kez değiştirilmesi gereken diş fırçaları bazen senede 1 kere anca değiştiriliyor. Her 10 kişiden 9’u ağız ve diş sağlığı ile ilgili problemler yaşıyor. Oysa ki her bireyin kendisine ait bir diş fırçası bulundurması, günde en az 2 dakika süreyle 2 kez diş fırçalaması gerekir. Düzenli diş hekimi kontrollerini de aksatıyoruz maalesef. Düzenli diş fırçalamak dişlerimizi çürümeye karşı korurken diş etlerimizi de fırçalayarak diş taşı oluşumunun önüne geçmek gerekiyor. Nasıl bir fırçalama tekniği uygulamak gerekir diye merak edenlere de internette bir çok bilgilendirici video bulunduğunu belirtebilirim. Doğru fırçalamak diş ve dişetlerimizi koruduğu için tedaviye daha az ihtiyaç duyarız. Ama bu demek değildir ki diş hekimine gitmeye gerek yok. 6 ayda bir mutlaka diş hekiminize kontrole giderek genel ağız ve diş sağlığı kontrollerinizi yaptırmanız gerekmektedir. Yapılacak olan detaylı bir muayene sayesinde ilerlemekte olan problemlerinizin önüne geçilebilir, farkına varmadığınız çürükleriniz daha büyük ve daha tehlikeli bir boyuta ulaşmadan tedavi edilebilir. Eğer dişetleriniz ile alakalı bir dişeti hastalığı başlangıcı var ise ilerlemeden durdurulabilir. Bizler evimizde kendi muayenemizi kendimiz yapamayız. Mutlaka bir diş hekimine başvurmalıyız.

Ağız ve diş sağlığımız ile ilgili bakımlar aksatıldığında nasıl bir sonuç ortaya çıkıyor?

Düzenli diş fırçalama alışkanlığı olmadığı zaman dişlerimizde çürümeler başlayabiliyor. Biz bu çürüklerin farkına hemen varabilirsek küçücük dolgular ile önüne geçebiliyoruz. Fakat ilerlemiş çürüklerde daha büyük boyutlu dolgular ya da kanal tedavileri iledişi kurtarmaya çalışıyoruz. Bazen dişleri, kaybolan diş dokusu o kadar büyük oluyor ki, kaplamak zorunda kalıyoruz. Çok daha büyük çürüklerde diş çekimi gerçekleştiriyoruz.

Diş etleriyle ilgili olarak sorun daha büyük boyutlarda olabiliyor. Diş eti çekilmeleri ve buna bağlı diş hassasiyetleri, kanayan dişetleri, dişeti iltihapları, çene kemiğinde erime ve çoklu diş kaybı gibi problemler ile karşılaşabiliyoruz. Oysa bunlar kaderimiz değil. Eskiden çoğu insan yaşlanınca dişlerin çekilmesi gerektiğine, belli bir yaşa geldikten sonra mevcut dişlerini kaybedeceğine sonra da protez yaptırmak zorunda kalacağına bunun herkesin kaderi olduğuna inanıyordu. Ama tabi ki böyle bir şey yok. Eğer gerekli bakımları kendimiz yaparsak ve düzenli diş hekimi kontrollerimizi yaptırırsak, bu tarz rahatsızlıklar ile karşılaşma riskimizi en aza indirebiliriz.

Çekilmiş olan dişler ne gibi problemler oluşturur? Çekilmiş olan dişlerin yerine siz neler yapılmasını öneriyorsunuz?

Bir dişimiz eğer sağlığımızı tehdit ediyorsa artık o dişten kurtulmamız gerekir. Örneğin çürümüş bir dişi düşünelim. Daha küçük bir çürük iken dolgu materyalleri ile tedavisi mümkündür. Çürük zaman içinde büyümeye ve dişimizin sağlam kısımlarının zarar görmesine sebep olacaktır. Bu sefer kanal tedavisi gerekebilir. Eğer çürük daha da fazla ilerler ve hiçbir tedavi ile kurtarılabilme ihtimali kalmaz ise çekim kararı verilebilir.

Bir başka senaryo ise şu şekilde. Dişlerimizin etrafında zaman içinde biriken diş taşları temizletilmez ise bu diş taşları önce gingivitis dediğimiz diş eti iltihaplanmasına sonra da periodontitis diye adlandırdığımız çene kemiğinde erimeye yol açan diş eti hastalığına yol açar. İleri seviye periodontitislerde ise oluşan hasar dişin sallanmasına ve dişin kaybedilmesine sebep olur. Bu gibi durumlarda diş çekilmek zorunda kalabilir. Tabi bu sebeplere farklı durumlar da eklenebilir. Toplumumuz ağız ve diş sağlığı konusunda bilinçlenmeye başladı. Artık daha fazla diş hekimine kontrole geliyorlar ve eğer bir dişlerini kaybederler ise hemen yerine yapılacak olan implant için randevularını o gün oluşturuyorlar. Gelişen teknoloji ve tıp biliminden diş hekimliği de nasibini aldı ve artık titanyum implantlar sayesinde eksik olan dişlerin yerine doğal dişe en yakın özellikleri barındıran implant dişler yapılabiliyor. Eğer eksilen dişimizin yerine diş yapılmazsa çiğneme eksikliğine bağlı sindirim problemleri, tek taraflı çiğnemeye bağlı eklem problemleri, alt ve üst dişlerin kapanış uyumlarında bozulmaya bağlı yeni diş kayıpları oluşabiliyor. Önceliğimiz dişlerimizi korumak, sonra rutin kontrollere gitmek ve eğer yapılması gereken bir tedavi var ise hiç vakit kaybetmeden yaptırmak ve eğer ki kaybedilen bir dişimiz var ise derhal yerine o dişin görevini üstlenecek bir dentalimplant yaptırmak şeklinde olabilir.

Türkiye diş hekimliğinde nerede?

Dünyada bazı ülkeler diş hekimliğine gerçekten önderlik ediyor. Yeni malzemeler üretmeye ve yeni teknikler ile hızlı, pratik, kolay tedaviler yapılabilmesine katkı sağlamaya devam ediyorlar. Türkiye’de artık bir çok diş hekimliği malzemesi üretilebiliyor ki bu bizim için gurur verici. Türk diş hekimlerinin ise dünyada en üst noktalarda olduğuna inanıyorum. Özellikle ülkemizde bulunan diş hekimliği fakültelerinde bir çok bilimsel çalışma yapılmaya devam ediyor ve diş hekimliği sektörüne yenilikler kazandırılmaya çalışılıyor. Açıkçası bir Türk diş hekimi olmak gurur verici.

Son olarak okuyucularımıza neler tavsiye edersiniz?

Ağız ve diş sağlığı sanıldığından daha kıymetli. Sahip olduğumuz dişlerin her birisi ayrı bir görevi üstleniyor. Eğer bir tanesini kaybedersek bütün dişlerimiz ve sağlığımız bu durumdan etkileniyor. Dişlerimizi her gün en az iki defa fırçalamalıyız. Düzenli olarak 6 ayda bir şikayet sebebiyle değil sağlığımızı kontrol ettirmek amacıyla diş hekimimize başvurmalıyız. Yapılması gereken bütün tedavileri önemsemeli ve en kısa sürede yaptırmalıyız. Bu sayede hem sağlıklı dişlere hem de ömür boyu daha güzel bir gülümsemeye sahip olmak mümkün.

Yorumlar (0)